film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2011 Perşembe

Esrefpasalılar


amerikadaki hocanın hayatını anlattıgını duymustum basbakanın filmin galasına katılmasıda kafamda soru işaretleri dogurmustu kafamdaki soru işaretlerine cevabı filmi izledikten sonra buldum gercektende amerikayı anlatıyomus izmirde yasadıgı donemi anlatıyor hocanın edirnede ki gunlerini anlatmasını isterdim ama edirneden sonraki izmirde gecirdiği donemi anlatıyor filme gelirsem huzur bulmak isterseniz seyrdein filmi cunku goruntuler genelde camide ve huzur verici muzik calıyor fonda oyunculuklar iyi ama konusu vasat geldi bana

10 Mart 2011 Perşembe

Eyvah eyvah2

bazıları kotu desede ben begendim guzel film olmus hababam sınıfı tadında film yaptıgı için ata demirer e tesekkur ederim

16 Şubat 2011 Çarşamba

new yorkta 5 minare

film beklediğimden kotuydu mahsun her zamanki gibi memleketini one çıkarmış birde filmde diğer dikkatimi ceken nokta fbı ajanlarının sigortacılar gibi kartvizit dagıtmasıydı ilginçti

6 Şubat 2011 Pazar

Çakallarla Dans

beklediğimden kotuydu ama eglenceli bir pazar filmi yinede daha iyi bir senaryo secilseydi bu kadroyla muhtesem bir film çıkardı orataya oyunculuklar iyi ama senaryo kotuydu

21 Mayıs 2010 Cuma

Vavien

vavien filmi ilgimi yeşilçam film ödüllerinde en iyi film ödülünü alınca dikkatimi çekmişti çok guzel iyi bir film bekliyordum ama karsıyaka-altay maçına giderken arabada emreyle sohbette emre sakın izleme çok kotu dedi ben izliyim merak ediyorum dedim sonuna kadar dayanırsan iyi dedi filmi iyice merak ettim film kucuk bir kasabada geciyor konusu: celal karısı ve çoçuğuyla mutsuz bir hayat sürmektedir abisi cemalle birlikte ortak oldukları elektrik dukkanında işler pek parlak değildir abisiyle tek eğlencesi samsunda pavyona gitmektir pavyonda çalısan sibel ceylana olan aşkı celal ın başına dert açıcaktır celal in karısı sevilay almanyada yasayan babasının gonderdiği paraları biriktirerek saklamaktadır bu paranın kurtuluş oldugunu düşünerek plan yapan celal i süprizler beklemektedir onemli bir ayrıntıda veriyim filmle ilgili film otomatik kapıyla açılıyor otomatik kapıyla kapanıyor garip bir film engin gunaydın ve binnur kayanın oyunculukları iyi filmde hep beklenmedik bir gelişme oluyor bu filmden sonra dusundum film gercekten ödüllük ilerlemeyen ama ruh hastası senaryosu yuzunden her an bisey olucak diye beklenen bir film iyiki sinemada gitmemişim kara film turundeymiş bu film zaten projedende belli fazla bir ses getirmedi proje yinede ortada bie emek var emek veren herkese tesekkurler

13 Mayıs 2010 Perşembe

Ejder Kapanı


2009 yapımı olan ama ancak 20 ocak 2010 da gösterime giren filmi dun gece izledim film fragmanıyla oldukça ilgimi çekmişti ama ne yalan soyliyim izledikten sonra o kadar etkilenmedim filmin konusu Güneydoğu’da askerliğini yapan Er Ensar acımasız bir ölüm makinasıdır. Askerdeyken 12 yaşındaki kız kardeşine tecavüz edilmiştir. Askerden döndüğü ilk gün, kız kardeşinin kendini astığını öğrenir. Ardından şehirde cinayetler işlenmeye başlar. Soruşturmayı cinayet masasından iki usta dedektif Abbas, Celal ve stajyer polis memuresi Ezo üstlenir. Emekliliğinden önce son görevini üstlenen Abbas’ın tek hayali sevgilisi Cavidan’ı da alıp uzaklara gitmektir. filmde kenan imirzalıoğlu doğu şivesiyle istanbul şivesini birbirine karıstırıp kullanıyor doğu şivesini sevmediğimden bu konuşma tarzı hiç hosuma gitmedi nejat işler kısacık rolünde bakışları ve duruşuyla aslında her zaman üstünde gördüğümüz rollerden daha uzak bir oyunculuk çizmiş. öyle manyağın birini oynamıyor, soğuk kanlı bir yolunu kaybetmiş eski komandayu çok iyi canlandırıyor. bu topraklarda nedense layıkıyla polisiye çekilemiyor arkadaş.ya çok amerikanvarî oluyor, ya da yılan hikayesi* tarzı parodi tadında oluyor.malesef bu filmde 2sinden de var.ne yazık ki kötü bir film. yazı tura'da tüm eksik ve fazlalıklarına rağmen çok iyi bir iş çıkaran uğur yücel'den beklenmeyecek zayıflıkta bir filmdiarabali sahnelerde gereksiz atraksiyonlara girdiyse de, ozellikle surekli "genel af"a giydirmesi, guneydoguda bir savas oldugunun hatirlatilmasi, karakterlerin altyapilarinin izleyiciye aktarilmasi ve oyunculuk bakimindan oldukca etkileyici. akrep celal, ecnebi filmlerden asina oldugumuz "kotu polis" kavramini yerel tatlarla harmanlayarak muhtesem bir ekol yaratti. yerel tatlara bir diger guzel ornek ise surekli "topluca tayin edilmekten" korkan asayis sube muduru idi. ancak istanbul polis teskilatinin komple orta ve dogu anadolu'lu olmasi biraz ilginc olmus :) ne yalan soyliyim filmi sevemedim ama en azından ortada bir emek ver herkese bu emek için tessekkurler

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Kar ve Kaplan


Bu filmi seyretmek istediğimde daha üniversite 2. sınıftaydım bir turlu kısmet olupta seyredememiştim gecen aksam bir yerde denk gelmemle bu filmi seyretmeye karar verdim filmin konusu vakti zamanında hayli ilgimi çekmişti filmin konusu şu:Umutsuzluk ölümden bile kötüdür, aşk ise ölümsüzdür…Attilio başarılı bir edebiyatçıdır ve Roma’daki Yabancılar Üniversitesi’nde dersler vermektedir. Hayranı olduğu şair ve yazarların hayali sesleriyle yaşayan, aşık olduğu kadın rüyalarından asla çıkamayan bu delişmen yazarın son kitabı Kar ve Kaplan yeni yayınlanmıştır.Bunun da heyecanı ile hayatının aşkı Vittoria’ya bir kez daha evlenme teklif etse de sonuç değişmez. Kendisi gibi bir edebiyatçı olan Vittoria, Attilio ile evlenmeyi aklının ucundan bile geçirmemektedir. Güzel kadının tek amacı, Amerikalılar işgal etmeden önce vatanına dönmek isteyen Iraklı şairin biyografisini tamamlamaktır.Günün birinde Attilio’nun telefonu çalar… Vittoria biyografiyi tamamlamak üzere şairle beraber Bağdat’a gitmiş ve ilk Amerikan saldırısında başından ağır yaralanmıştır. Aşk ölmek üzeredir… Ancak inatçı Attilio’nun sözlüğünde umutsuzluk kavramına yer yoktur.roberto benigni gercekten izlenmesi gereken bir yonetmen bütün kalıplardan uzaklaşıp da izlenmesi gereken filmdir. hani nasıl bazı şeyleri daha önce yaşamamış gibi yaşamak lazımdır bu filmi de işte daha önce izlenmiş olan benzeri filmleri ya da aynı kişilerin oynadığı filmleri izlememiş gibi izlemek gerekir.
çekim hataları, önem verilmemiş detaylar vb şeyleri bile düşünmüyorum bu filmi düşünürken. sadece film sonrasında salondan çıkan yüzümdeki gülümsemeyi düşünüyorum ve ona göre yorum yapıyorum..güzel.. çok güzel.. izlenesi hatta bir defa daha izlenesi filmlerden.. izleyin ama bütün kalıplarınızdan uzaklaşıp izleyin..'' aman aynı aktör aman aynı kadın aman aynı senaryo aman aşk filmi'' demeden izleyin.. filmi izlerken benigni' yi değil hayatının kadınının peşinden koşan attilio' yu izleyin.. o zaman film daha güzel oluyor işte..

6 Nisan 2010 Salı

Melekler ve Kumarbazlar


23 ekim 2009 yılında vizyona giren senaristliğini ve yönetmenliğini ertekin akpınarın yaptığı melekler ve kumarbazlar ertekin akpınarın ilk filmi.Filmin yapımcılığını son zamanlarda adını sıkca duydugumuz hayalet film yapıyor.Filmin konusu sakaryada 1999 da olan deprem ve 17 Ağustos 1999 tarihinde olan depremden sonra Adapazarı’nda dört yakın arkadaşın yaşadığı travmaları, geleceğe dair umutlarını, arayışlarını ve tutkularını anlattığı gerçek bir yaşam hikayesi olan “Melekler ve Kumarbazlar” adlı sinema filmini yönetmen “sert bir taşra filmi” olarak tanımlamaktadır.Film açıkcası bana istediğim tatmin duzeyini sağlamadı bu kadrodan özellikle filmin galasından sonra beyaz showda hayatımın filminini çektim diyen cem davrandan daha iyi bir film beklerdim.Birbirinden kopuk sahneler ve bol kufurlu konusmalar filmde mevcut tamam gercek yasamdada boyle kufurler oluyor ama daha kıvamında kullanabilirlermiş filmde birde filmde sakaryaspora kendi adadığını soyleyen cem davranın arkadaslarından biri var bu adam hiç mi maca gitmez devamlı evden eski sakaryaspor maclarını mı seyreder yani antremanı bile takip eden adam varsa bir filmde en azından bir tribun sahnesi konulabilirmiş bence.Filmin gerçek olabileceğine inanıyorum cunku ben depremden 3 sene sonra sakaryaya gittim gercekten insanların psikolojisi filmde anlatıldığı gibi bozuk filmde bunu daha iyi bir senaryo ile izleyiciye daha iyi aktarabilirlermiş bu nedenle belkide film basında fazla yer almadı daha dikkat cekici bir film haline gelmedi Bu kadar acıklı bir olayın ele alındığı film izleyiciye hiçbir şey hissettirmiyor, buna başarabilmek de ayrı bir meziyet olsa gerek...
Yani böylesi kötü bir senaryodan nasıl film yapılabiliyor anlamak güç...
Sinemaya para verip izleyenlerin hem vaktine,hem de parasına yazık olmuş, evde öylesine yarım yamalak göz atılacak filmlerden...

19 Mart 2010 Cuma

Bornova Bornova


2009 yapımı bir film bornova bornova siyaddan uluslararası jüri ödülünü alınca ve özellikle 46. antalya film festivalinde en iyi film ödülünü alınca dikkatimi çok çekmişti seyretmek buguneymiş film beklentilerimi karsılamış dersem yalan olur benim beklediğimden kotuydu film açıkçası yada ben bu ödüllerden sonra kendimi daha iyi bir filme kurmustum bilmiyorum filmde özellikle isminden dolayı beklediğim güzel izmir sahnelerini bulamadım yönetmen izmirli olmasına karsın izmiri anlatan fazla bir sey koymamış filme filmin konusuna gelirsek mahallede yasayan ve mahalenin bitirim tiplerinden biri olan fatih in yasamını ve yasama tutunma savasını anlatıyor sanat filmlerinde oldugu gibi suskun sahneler yok bu filmde yönetmen diyalogu fazla bir film cekmiş özellikle küfürler gercek yasamla birebir uyuyor dersek yeridir öner erkan özellikle çok güzel bir oyunculuk sahneliyor filmde zaten oynadığı bu güzel oyunlada yeşilçam ödüllerinde en iyi erkek kategorisinde aday oldu işallah alır filmin sonunu kötü bitirmişler keske daha güzel bir final yapabilselermiş filmde emeği gecen oynayan herkese tesekkurler daha iyi senaryolarla onları goruruz işallah...

3 Mart 2010 Çarşamba

Karanlıktakiler


Çağan ırmak ın karanlıktakiler filmi doğum gunum olan 2 ekim de gosterime girmişti ama sağolsun lüleburgazdaki sinema 2 ay sonra getirince çok izlemek istememe rağmen filmden sogumustum gecen aksam seyretme fırsatı buldum filmi hafif gerilim tadında bir film konusu ise Egemen (Erdem Akakçe) 30’lu yaşlarını aşmış, bir reklam ajansında ofis boy olarak çalışan ve ilerleyen yaşına rağmen annesi Gülseren (Meral Çetinkaya) ile aynı evde yaşamak zorunda olan genç bir adamdır. Annesinin zihinsel kararmalarıyla geçen bir hayat Egemen için, evlerinin içine gizlenmiş, belki de sadece onlar için hazırlanmış ufak bir cehennem gibidir.Gülseren içinse hayattaki tek varoluş nedenidir Egemen. Gerisi, kendisini hapsettiği evinde yaşadığı bitmeyen bir huzursuzluk ve tedirgin bir ruhtur. Yanında olmasını istediği tek kişi Egemen’dir. Oğlunun kendisinden ayrılmasına dair en ufak bir düşünce bile bir çılgınlık nöbetine girmesi için yeterlidir.
Egemen’in tüm hayatını geçirdiği bu cehennemden uzaklaşarak, rahat nefes alabildiği, normal bir hayata yaklaştığı tek yerse çalıştığı reklam şirketidir. İşi sayesinde dış hayatla bir bağ kurmak az da olsa annesinin karanlık dünyasından uzaklaştırır Egemen’i. Öte yandan patronu Umay’a (Derya Alabora) duyduğu ilgi genç adam için büyük bir açmazdır. Annesinin varlığı bu ilgi önünde koca bir engeldir. Çaresizliği artan Egemen iki kadın arasında sıkışıp kalır.Ben Çağan ırmagın bütün filmelrini izlemiştim ama sonunu bağlayamadığı boyle başka bir filmi hatırlamıyorum bana göre sanki sonu olmamış filmin daha iyi olabilirmiş ama meral çetinkayanın oyunculuğu süper sadece onun için bile izlenmeye değer bir film çagan ırmak 1 gişe filmi 1 sanat filmi yapıyor bu sanat filmiydi bundan sonraki gişe filmi nasıl olacak acaba bakalım hayırlısı işallah iyi olur